Lohusa depresyonu nedir ve nasıl önlenir

Lohusa,bilindiği gibi doğumdan hemen sonra başlayan süreç. Hamilelik boyunca anneyi zorlayan hormonlar, doğumdan sonra yerini bir anda adeta boşluğa bırakıyor. Yeni anne olmuş kadın, elinde küçücük bebeği ne yapacağını bilemez halde sevinç, üzüntü, kaygı, endişe, sinir, vücudunun tanıyıp tanımadığı hangi duygular varsa hepsini aynı anda hisseder oluyor.


Sonuç olarak da lohusa döneminde yaşadığı bu durum annenin sütünün kesilmesine, depresyon sürecinin kötüye gitmesiyle anneyi intihara kadar sürüklüyor. İşte bu yüzden bu süreç lohusa sendromu veya lohusa depresyonu olarak tanımlanıyor.


Lohusa depresyonu süreci
Aslında hormonlar vücutta tekrar dengesini bulana kadar bu sürecin yaşanması gayet normal. Sonuçta regl sürecinde bile kadın kabına sığamıyorsa 90 aylık zorlu bir süreçten sonra bir sendrom yaşanmasından daha doğal bir şey olamaz. Bu yüzden de annenin depresyonda olduğu aslında kolayca fark edilmeyebilir. Çünkü bu depresyon vücuda sessizce yayılırken anne bunu fark edemez ve etrafındakiler de onun sadece yeni doğum yaptığı için hassas olduğunu düşünür.


Annenin dengesini bulmaya çalıştığı süreç bir haftada sonlanacağı gibi bir - bir buçuk aya kadar uzayadabilir. Ancak bu süreç bir buçuk ayı aşmışsa ve anne her gün kendini biraz daha iyi hissedecekken daha da kötüye gidiyorsa orada dikkat edilmesi ve doktora gidilmesi gereken bir durum var demektir. Önlem alınmazsa anne 1 - 2 yıla kadar sadece kendi çabası ve belki etrafındakilerin yardımıyla, toparlanamaz.



Eyvah anne oldum
Lohusalarda en önemli korku aslında kadının bir anda hayatının değişiyor olması ve hormonların bu konuya dengesiz yaklaşımları. O sadece özgür iradesiyle hareket eden bir kadınken, şimdi anne ve telaşları, korkuları en çok bu yüzden aslında.


Bir anda anneliği kadın olmasından, evlat olmasından, eş olmasından daha önemli hale geliyor çünkü. Artık uykusuz geceler onu bekliyor. Bebeğinin peşinden koşup, aynaya bakmaya zaman ayıramayacağı günler onun bekliyor.


Zaten kaygılanmaya müsait hamilelik sonrası bedeni de tüm bu korkularla birlikte bir mengeneye sıkışmışcasına kıvranmaya başlıyor. İşte belki de işin içinden çıkamadığı bu noktada anne olan kadın, depresyona tutuluyor.



Lohusa depresyonunu diğer belirtileri
- Anne, giderek artan bir tutumla sürekli dengesizlik seyrinde olan davranışlar gösterir. Sürekli sıkılıp bunalır, bir anda gülerken ağlamaya başlar, adeta yerinde duramaz.


- Yüzünde her zaman mutsuz bir ifade vardır, ki bu aslında yardım çığlığıdır.

- Kalabalık ortamlar artık onu daha çok bunaltır. Ailesi ve arkadaşlarıyla bir arada olacağı etkinliklere katılmak istemez.

- Bir süre sonra evden çıkmak ya da tam tersi evde zaman geçirmek istemez.

- Bazı lohusalar bebeklerini sevemez. Hatta depresyonun etkisiyle onu görmek bile istemez.

- Sürekli bebeğine zarar vereceği düşüncesi taşırlar ve bebeklerine bu yüzden de yaklaşmak istemezler.



Hangi kadınlar risk grubunda
Tabii ki her kadın bu depresyonu yaşamıuyor. Hiç farkında olmadan bebeğini büyütme telaşına dalmış anneler de var. Ancak risk grubunda olan kadınlar da var:

- Özellikle daha önce de depresyon tedavisi görmüş kadınlar,

- Ailesinde ruhsal hastalık geçmiş iolan kadınlar,

- Evliliğe hazır olmadan evlenmiş kadınlar,

- Evliliği yolunda gitmeyen, kocasıyla sorun yaşayan kadınlar,

- Hamileliği boyunca eşinden destek alamamış kadınlar,

- Anneliğe hazırlıksız yakalanan kadınlar,

- Doğum yapmaktan korkan kadınlar,

- Evlilik dışı doğum yapmış kadınlar,

lohusa depresyonu konusunda risk grubundadırlar.



Lohusa dönemindeki kadınlar ne yapmalı
Öncelikle bu dünyanın sonu değil. Hatta bir kadın olarak dünyaya yani bir birey kazandırıyor olmak yeterince büyük bir mucize. Kadın artık bir anne olduğunu gerek eşinin gerekse aile ve arkadaşlarının desteğini alarak kabul etmeli.


Anne önce kendini tanımalı ve on agöre davranmalı. Yorulan ve dinlenemeyen insanın depresyona girmesi için lohusa döneminde olmasına bile gerek yok. Öyleyse mutlaka annenin fiziken ve ruhen dinlenmesi gerekiyor. İyi bir uyku, sağlıklı ve dengeli beslenme, küçük küçük egzersizler yapmalıdır. Çocuğu o olmadan bir saat yaşayabilir. Öyleyse yardım almaktan kaçınmamalı ve anneden önce bir insan olduğunu unutmamalıdır.


Eğer işin içinden çıklılamıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalı ve gerekiyorsa doktorun vereceği ilaçlar kesinlikle düzenli kullanılmalıdır.


Hatta en sağlıklısı hamileliğin en başından beri bu süreci ve sonrasını bir psikolog yardımıyla sürdürmektir.


Kadinvekadin.net

Platform dergisi

Avrupa’ın ilk ve tek en uzun soluklu dergisi KADIN 16 yaşında.