Hollanda ve Amerika’da Dedikodu

Hollanda ve Amerika’da Dedikodu

 

Dedikodu bugünlerde üniversitelerde insanlar arasındaki ilişki çerçevesinde üzerinde çalışılan bir konu. Dedikodu toplumsal bağları kuvvetlendiren, sosyal dayanışma bakımından gerekli bir şey mi yada sosyal normlara açıklık kazandıran bir işlev görüyor olabilir mi?


Başkalarıyla ilgili bilgileri öğrenmeye hevesliyiz. Resmi iletişim kanallarına ulaşamadığımızda, dedikodu ağları gibi gayrı resmi kanallara yöneliyoruz. Sahte haber salgını gibi!... Örneğin Facebook'un popüler bir haber kaynağı olarak görülmesini ele alalım. Bir arkadaşımız veya akrabamız, doğruluğu kanıtlanmamış siyasi içerikli bir makaleyi paylaştığında, onları güvenilir bir kaynak olarak gördüğümüzden inanma eğilimi gösterebiliyoruz. İnsanın sosyal bir varlık olması manipülasyonu kolaylaştırabiliyor. Ancak genellikle olumsuz içerikli dedikoduların önü hızla kapanır. Bu dedikoduları yapan insanların kendi çıkarlarına hizmet eden maksatları kısa zamanda anlaşılır ve bu insanlar pek sevilmez ve saygı görmez. Fakat özellikle bilim dışı inançların ve ekonomik güvensizliğin yaygın olduğu bölgelerde veya dönemlerde dedikodu tehlikeli sonuçlar doğurabilir.


Kadınların erkeklerden daha fazla dedikodu yaptığına dair yaygın kanıya rağmen, bunu doğrulayacak hiçbir veri bulunmuyor. Ancak kadınların ve erkeklerin dedikodu şeklinin farklı olduğu biliniyor. Erkekler dedikoduya daha çok kendilerini övmek için başvuruyor ve bu eylemin adı genellikle "bilgi aktarımı" ya da "irtibat halinde olmak" oluyor. Kadınlar ise birçok ayrıntı ve hareketli tonlarıyla dedikoduyu daha eğlenceli hale getiriyor.


Dedikodusu yapılan kişi olmak istermisiniz? İstemeyiz, çünkü dedikodu genellikle iyi niyetlerle yapılmaz.Dedikodu: Tehlikeli Olabilirmi? Bilgi paylaşımı açısından dedikodu önemli bir işlev görebilir mi?


Yaygın kanının tersine dedikodu çoğu zaman olumsuz değil, olumlu veya nötr içeriklidir. Hollanda ve Amerika’da yapılan araştırmalara göre, yapılan dedikoduların sadece yüzde 3-4 kadarı olumsuz içeriğe sahip. Ancak dedikodu ile söylenti arasında da ayrım yapmak gerekiyor. Dedikodu, söylentiye kıyasla daha içe yönelik, bir ortamda olup bitenleri değil insanı konu ediyor.

 

Kaliforniya Üniversitesi de dedikodu üzerine yaptığı çalışmalarla gündemi meşgul etmeye başladı. Uzmanlar dedikodu yapmanın insanları daha sosyal yaptığını söylüyorlar. Dedikodu, başkalarının hayatının zarar görmesini engellemek için yapıldığında insanlarda pozitif olarak etkiler gösteriyor. Yani ahlaksızlık ve haksızlığa karşı olan dedikodu, kalbi güçlendiriyor ve depresyondan uzaklaştırıyor. Stres seviyesini düşürüyor. Dedikodunun her türüne karşıyız ama haksızlığa karşı dedikodu yapmak bizi psikolojik açıdan rahatlatmaktadır.


Ahlaki açıdan yapılmaması istenen dedikodu, bilim adamları tarafından incelendiğinde ortaya garip gerçekler çıktı. Bilim adamları, haksızlığa ve yanlışlıklara karşı yapılan dedikodunun stresi azalttığını keşfettiler.


Bugünlerde dedikodu, daha farklı bir şekilde algılanmaktadır çünkü bilgiyi paylaşma şeklimiz de artık değişti. Çoğumuz için dedikodu, orada olmayan bir kişi hakkında gevezelik etmektir. Oysa sosyal bilimciler dedikoduyu, orada olmayan kişi hakkında iyi veya kötü bir değerlendirme içeren iletişim olarak adlandırıyor.


Dedikodu kötü bir şey mi ? Daha geleneksel ve muhafazakar olunan eski zamanlarda bu yüzden aileler bile dağılmıştır. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır. Ancak burada dedikodu tanımını netleştirmem gerekiyor.  Uzmanlar dedikodunun genellikle doğru olduğunu, yanlış bilgi içeriyorsa bunun söylenti olarak adlandırılması gerektiğini söylüyor.


Atalay Kızılay

Not: Dedikodu basit ruhlu insanların eğlencesidir. Bu da benim düşüncem.


Kaynak: Dedikodu Üzerine Makaleler ve Üniversite Araştırma Tezleri

Platform dergisi

Kadın dergisi