İnternetin Hayatımızdaki Yeri

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık internetin, sosyal medya kullanımın hayatımıza girmesi engellemez bir boyuta ulaştı. Hollanda'da yaklaşık 9,6 milyon Facebook kullanıcı var. İnternetin hayatımızdaki yerine baktığımızda yazımızı okuyan okuyucularımız, kendi internet kullanımını, onun günlük hayatındaki yerine bakması yeterli olucaktır. İnternette ne kadar zaman geçirdiğimiz ve internette paylaştığımız yahut gördüğümüz, öğrendiğimiz, tanık olduğumuz olaylar, bilgiler ve görselliğin hayatımızda ne kadar gerekli olduğunu baktığımızda, internetin üzerimizde ve insanların üzerinde ne kadar etkili bir araç olduğunu görebiliyoruz.

Hatta toplumsal olaylarda bile günümüzde internet aracılığıyla örgütlenmeler, internetin sosyal ağılarını kullanarak bir takım devrimler bile gerçekleşiyor. 

 

İnternet hayatımıza o kadar etkin bir şekilde girdi ki, bizim düşüncelerimizi şekillendiriyor, bizim hayatımızdaki yeri o kadar büyülü ki, internette birşey yoksa hayatta da yok gibi algılanmaya başlıyor. Örneğin insanlar birbiriyle konuşurken bile, 'senin Facebook hesabın var mı?' soruluyor. Cevabı hayır ise, 'nasıl olur senin Facebook hesabın yok mu? Nasıl yaşıyorsun sen Facebook olmadan? Paylaşmadan ve paylaşılanları görmeden... Facebook hesabı olmayanlara sanki nüfusa kayıdını yaptırmamış muamelesi yapılıyor.

Facebook gündemi diye birşey var. Bugün gündemde ne var diye sorduğunuzda, insanlar size Facebook gündemini anlatıyor. Artık öyle bir hal almaya başladıki, önceden gündemi ne belirliyordu? Televizyonun hayatımıza girmesiyle birlikte, televizyon gündemi belirliyordu. Ama artık gündemi internet belirliyor. Eğer siz Facebook tan uzak durursanız, Twitterden  uzak durursanız, gündemden hayattan da ve herşeyden de uzak durmuş gibi oluyorsunuz. Ilginç ama gerçek. Gündem hızla değişiyor ve bu hiza insanlar yetişemiyor.

 

Oyun deyip geçmeyin!

İnsanlar gerçek hayatta somut şekilde takdir edilme duyguları tam olarak karşılanmadığında bunu internet ortamında aramaya başlıyorlar. Bakın oyunlarda da benzer şey söz konusu. Oyunlarda insanlar level atlıyor, hayatta level atlayamıyorsunuz, ilerleyemiyorsunuz, işinizde patronunuz sizi takdir etmiyor ama orda oyunda oyunu geçtiğiniz zaman ekranda kocaman harflerle 'tebrikler bir daha ki bölüme geçebildiniz' çıkıyor. Sonra altın biriktiriyorsunuz, bakın altını çizerek söylüyorum altın biriktiyor. Gerçek hayatta kisiler bir çeyrek atamayan kenara oyunda ikiyüz altına kavuşuyor, sonra o biriktirme hisside ona hoşnutluk veriyor. Yani başarı hissi!

 

Bir ara çok rağbet gören bir oyun vardı, tarım yapma ve hayvancılık oyunu. Gece 03.00'e telefonun alarm saatini kurup tarlasını suluyan insanları bilirim. Peki neden sorduğumda, 'sulamazsam çürüyecek' diyor. İşte bu gerçek hayatla sanal hayatın birbirine girmesinden kaynaklanıyor!

 

Facebook paylaşımları

Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda da benzer durum var. Sosyal medya bir küreselleşme aracı olarak kullanılıyor, yani Amerika'da ne konuşuluyorsa, Hollanda da veya Turkiye de benzer şeyin konuşulmasını sağlıyor. Moda bu şekilde belirleniyor, dünya daki herkes aynı şeyi giyiyor, aynı şeyi söylüyor, aynı şeyi konuşmaya başlıyor.

 

Bizim kültürümüze ait bazı degerleri maalesef unutmaya başladık. Bazılarının okurken zoruna gidebilir yazdıklarım, fakat kendileriyle yüzleşebilirlerse önemli kazanım elde edeceklerdir. Yemek yediği şeyi paylaşmak ne anlama ifade ediyor ilk öncelikle bunu düşünsünler. Eskiden balkonda mangal yapılmazdı kokmasın komşuya canı çeker veya ayıp olur diye. Yahut 'yediğin içtiğin senin olsun bize gezip gördüğünü anlat’ diye bir söz vardır. Komşumuz veya başkası yememiştir canı çekmesin diye yediğimizi küçültme davranışımız vardı, 'affınıza sığınarak söylüyorum geçenlerde et yemeğe yemiştik denilirdi. 

 

Şimdi ise insanlar karnını doyurmak için değil yada canı çektiği için değil, sırf fotoğrafını paylaşabilmek için o yemeğe ısmarlıyor. Bizim kültürümüzde tam tersi mevcuttu, yediğini gizleme, karşındakini canı çeker tarzında çok ince düşünceler vardı. Birlikte yiyebileceğin bir kişiye göster ki o yemek bir amacına ulaşsın. Bu değerler yavaş yavaş yok olmaya başladığını gördükce üzülüyorum.

 

İnsanlar durum güncellemesi dedikleri birşey yapıyorlar. Gittikleri mekanın durum güncellemesini 'ben burdayım' diye haber veriyor. Özellikle yaz döneminde insanlar kendi eliyle hırsıza yol gösteriyor. Sosyal medya dan bir durum güncellenmesi yaparak diyor ki 'biz ailece tatile gidiyoruz, ev bomboş, iki hafta tatildeyiz'. Bu kadar durum güncellenmesi aslında bizim tehlikeye açık hale gelmemizi sağlıyor. Biri bizi bulmak istiyorsa her an nerde olduğumuzu bulabilir, her an nerde olduğumuzu onlara söylüyoruz ve bundan hoşnutluk duyuyoruz.

 

Peki bunların altındaki yatan psikolojik neden nedir?

Gerçekten işi için sosyal medyayı kullananlar var ve onları ayrı bir kefede tartıyoruz. Narsizm davranışlar diyebiliriz buna, sürekli onaylanma, göz önünde olma, beğenilme isteği. Fakat şöyle bir durumda var, her insanda beğenilme isteği vardır ve onaylanma isteği vardır. Her insan beğenilmek ve görünmek isterler. Aslında bu doğal duygu neticesinde gelişiyor. Tamamen bunları yanlışlayamayız. İnsanlar gittikleri yerlerin fotoğraflarını çekiyor, kendi fotoğraflarını paylaşıyorlar onlara haz veriyor. Ben bunlardan bahsetmiyorum. Fakat bunun bir sınırı olması gerekmez mi? Yada bir etik kurallara göre uyması gerekmez mi? Burda kendi kişisel sınırımızı korumakta fayda var.

 

Eğer ki söyle birşey oluyorsa, yani sırf o mekanı gitmeyi ve eğlenceli vakit geçirmekten ziyade o mekanı durum güncellemesiyle Facebook'ta paylaşma isteğinden dolayı yapıyorsa o etkinliği, işte burda internet bağımlılığı söz konusudur diyebiliriz.

 

Esma KÜÇÜK 

( Psiko sosyal danışman/ Aile Danışmanı)

htttp://www.compasscare.nl

 

Reklam

Platform Dergisi